Tıbbi Jeoloji Yazıları;

  İNSANLARDA KİL VE TOPRAK YEME ALIŞKANLIĞI-Eşref ATABEY

CUMHURİYET BİLİM VE TEKNOLOJİ DERGİSİ, 25 KASIM 2011 SAYI: 1288. SAYFA:9’ DA YAYIMLANMIŞTIR.

 

İNSANLARDA KİL VE TOPRAK YEME ALIŞKANLIĞI (JEOFAJİA VE PİKA)

 

Dr. Eşref ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi

esrefatabey@gmail.com

 

Ülkemizde gerek şehirlerde ve gerekse kırsal kesimde yaşayan halkımız arasında kil ve toprak yeme alışkanlığı  önemli oranda dikkat çekicidir. Bu alışkanlığı olanlardan şehirde yaşayanlar  kili, aktarlardan satın almakta, köylerde yaşayanlar ise köy çevresindeki kiltaşı bulunan yerlerden, bulamayanlar ise toprak ve/veya ev içi süprüntü malzemesi ya da kireçli sıva malzemesini yemektedirler. Kil ya taş halinde kiltaşı şeklinde ya da toz halinde aktarlarda ve nalburiyecilerde satışa sunulmaktadır. Ankara Çıkrıkçılar yokuşu, Konya Bedestan çarşısı, Hatay kapalı çarşı, Nevşehir merkez çarşısındaki aktarlar ve nalburiyecilerde kil satışının yapıldığı görülebilir. Şehirlerde kili satın alan insanların asıl amaçlarının kili yeme, saçlarını yıkamak, yüz maskesi ve  yaraların iyileşmesinde kullanmak olduğu belirtilmiştir. Nevşehir, Kırşehir, Hatay, Ankara, Sivas illeri bazı köylerde yaşayan halk arasında özellikle kadınlar tarafından kil yeme alışkanlığının olduğu görülmüştür1. Köyde yaşayanlar kili, köy çevresindeki kendi buldukları kil ocaklarından temin etmekte, ocaklardan çıkartılan kil renklerine göre ayrılarak torbalara veya çuvallara konulup evlerde saklanmakta ve ihtiyaç halinde hamile bayanlar ve genç kızlar tarafından tüketilmektedir.

Kil, tane büyüklüğü 2 mikrondan (0.002 mm) daha küçük sedimanter kaya taneciklerine kil denilmektedir. Genel olarak kil, muayyen bir kristal bünyesine sahip, tabii, toprağımsı, ince taneli, belirli miktarda su katıldığı zaman plastikliği artan bir malzemedir1. Kil mineralleri esas itibariyle alüminyum hidrosilikatlardır. Bazı minerallerde alüminyumun yerini tamamen veya kısmen demir veya magnezyum almaktadır. Bazı killer tek bir kil mineralinden ibarettir. Fakat çoğu birkaç mineralin karışımıdır. Killer içinde kil minerallerine ilaveten kuvars, kalsit, feldispat ve pirit gibi farklı mineraller bulunur. Birçok kil malzemeleri organik maddeleri ve suda çözünebilen tuzları ihtiva ederler. Ülkemizde yenen kil montmorillonit türündendir.

 

İnsanlarda kil ve toprak yeme alışkanlığı (jeofajia ve pika) nedir?

Kil ve toprak yeme alışkanlığı diğer adıyla jeofajia; besleyici değeri olmayan bir maddenin ya da bir gıdanın düzenli ve aşırı miktarda yenmesi ile karakterize bir davranış bozukluğudur2.  Jeofajia, pikanın bir çeşidi olup, besleyici değeri olmayan toprak, kum, boya gibi maddelerin sürekli yenmesi ile seyreden bir yeme bozukluğudur. Aslında Pika bir kuş türü olan saksağanın Latince adıdır. Bu kuşlar bol miktarda kil ve toprak yediklerinden, 15. yüzyılda hamile kadınların özlem duydukları tek gıdalar için, saksağanların alışkanlığı nedeniyle pika adı verilmiştir. Pika genellikle çocukluk çağlarında başlar ve birkaç ay içerisinde kendi kendine geçmektedir. Ancak bu durum her zaman mümkün değildir. Bu bozukluğun gelişimini önlemenin özel bir yolu yoktur. Fakat çocuğun neler yediğine dikkat ederek olabilecek bir sıkıntının erkenden önüne geçmek mümkün olabilmektedir. 16. yüzyıldan bu yana yaygın olarak bilinen diğer pika formları; kömür, alçı, gübre, kül, kar ve buz yemeyi (pagofajia) içermektedir3.

Çocukluk yaş grubunda daha fazla olmak üzere, tüm toplumlarda kil ve toprak yeme alışkanlığı görülebilir4. Modern toplumlarda rastlanmamakla birlikte, kil ve toprak yeme alışkanlığı geleneksel topluluklar arasında yaygın olup, zehirlenme vakaları gibi tüm sağlık sorunları için bir tedavi olarak Aristoteles zamanından bu yana uygulanmaktadır. Toprak bir macun şeklinde yerden alınarak tüketilmekte, ya da termitarya gibi özel kaynak ya da geleneksel ot ve toprak karışımı bir madde de tercih edilmektedir5. Bunlar çocuklar tarafından ve kadınlarda gebelik sırasında tedavi amacıyla alınabilmektedir. Afrika’da kurutulmuş toprak; fasulyeleri ve yer fıstıklarını çürümeden koruyucu işlevi görürken, 20. yüzyılın başlarında toprak ve kil Avrupa’da un ve tereyağı yerine kullanılmıştır.

Kil ve toprak yeme isteği olan insanlarda, bu isteğin, sıklıkla yağmurdan sonra olduğu bilinmektedir. Araştırmacıların Afrika’da görüştükleri bir kadın “Biraz toprak tadana kadar ne uyuyabilir, ne de iştah duyabilirsiniz” demiştir5. Bir başkası özellikle yağmurdan sonra toprak tüketme ivediliğini “Nereye gidersem gideyim, ister mutfağa, ister tuvalete, isterse dışarıya; toprak hoş kokuyor” şeklinde ifade etmiştir. Kenya’da yenen toprağın miktarının tipik olarak günde 20 gram olduğu bilinmektedir. Bu, el ve ağız teması yoluyla dikkatsiz sindirimin bir sonucu olarak alınan miktarın (örneğin günde 50 miligram) yaklaşık 400 katından fazladır5, 6.

Kil ve toprak yeme alışkanlığı Orta Afrika’daki gorillerden Güney Amerika’daki makav papağanlarına kadar değişen çeşitlilikteki hayvanlar arasında yaygındır5. Hayvanlarda bu durum killerin ve toprak minerallerinin sindirilmesi şeklinde olmaktadır.  

 

İnsanlar niçin kil ve toprak yemektedirler?

Kil ve toprak yeme alışkanlığı (jeofajia) ülkemizde özellikle Orta Anadolu’nun kırsal kesimlerinde yaşayan çocuklar ve hamile kadınlarda oldukça yaygındır ve sağlık sorunu olacak düzeydedir. Kil ve toprak yeme alışkanlığı, gelişmenin çok hızlı olduğu çocukluk yaşlarında demir ve çinko eksikliğine neden olmaktadır. Kil ve toprağın tat, duyu ya da koku gibi cezbedici özelliklerinden dolayı insanların yeme hissi duydukları belirtilmektedir. Toprak yemenin bir çok nedeni bulunmaktadır5.

 

1-Bir besin ya da besindeki zehiri arıtıcı olarak kil ve toprak yeme

Kıtlık dönemlerinde besin takviyesi olarak topraktan yararlanılması, hazmedilen toprak mideye bir doygunluk hissi verdiğinden dolayı sıklıkla başvurulan bir yöntem olmuştur. Örneğin 19.yüzyılın başlarında Güney Amerika’ya yaptığı yolculuklarda Alexander von Humboldt, Orinoco vadisinde yaşayan Ottomac kabilesinin kil yediğini kaydetmiştir.

 

2-Psikiyatrik ve psikolojik nedenlerle kil ve toprak yeme

Kil ve toprak yenmesi, kültür düzeyi düşük insanlarda yaygın olup, toprak genelde yaygın biçimde aranan besin değeri olmayan maddelerden biridir. ABD’de yapılan bir çalışma bireylerin seçtikleri besin olmayan maddeyi ararken çoğunlukla saldırganlaştığı ve neyi hazmettiklerinin çok farkında olmadığını göstermiştir7. Toprak yemenin psikolojik nedeni de açıktır. Örnek olarak Afrika kökenli Amerikalı kadınlar, endişe ve heyecan duygularının toprak tüketilmesiyle tadılan haz duygusuyla geride kaldığını anlatmışlardır. Aynı şekilde Güney Amerika’da tüketilen kutsal kil tabletleri rahatsızlık ya da gebelikle ilişkili endişelerin giderilmesine yardımcı olarak psikolojik bir huzur verdiği belirtilmektedir8.

 

3-Tedavi amaçlı olarak kil ve toprak yeme

Kil ve toprak dünyada tarih boyunca tedavi amacıyla kullanılan en eski ilaç olmuştur. Günümüz öncesi dönemde Çinliler topraktan ilaç olarak yararlanmıştır. Örnek olarak 1590 yılında farmakolog Li Shi-Chen çeşitli koşulları tedavi etmede yararlanılan toprak malzemelerinin 61 farklı yerdeki kullanımını sıralamıştır9. Hastalıkları tedavi etmede toprağın bu şekilde yaygın uygulanmasına karşın çoğu hastalığın tedavisinde ilaç olarak kullanılmasının etkili olup olmadığı tartışmalıdır. Uganda, Kampala’da tedavi amaçlı silindir şekilli kil satılmaktadır. Kil suyla karıştırılarak içilmekte ve astım, bulantı, kusma, frengi, zehirlenme ve kansızlık gibi çok çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır5.

 

4- Kil ve toprak yemenin kültürel açıklaması

Bazı insanlarda toprak yemenin kendileri arasında doğurganlık, kan, atalar ve mezarlar gibi simgesel bağları kuvvetlendirici bir yanı olduğu bilinmektedir. Örneğin batı Kenya’daki Luo halkı arasında doğurganlık dönemindeki kadınlar açık açık toprak yemektedirler10. Termit yuvalarının kırmızı renkli toprağı (bir başka deyişle, kan rengi), şiddetli tadı, doğurganlığı, bina yapılarında kullanılması ile gömü alanları ya da eski yerleşimlerle örtüşebildiğinden dolayı özellikle tercih edilmektedir. Luo çocukları toprak yemeyi ailelerini gözleyerek ve taklitle öğrenirken kızlar ve oğlanlar uygulama konusunda farklı görüşlere sahiptirler. Oğlanlar “erkekliklerini kanıtlamak için” kil ve toprak yemektedirler5.

 

5-Fizyolojik nedenlerle kil ve toprak yeme

İnsanların kil ve toprakları besin eksikliğini gidermek amacıyla tükettiği varsayılmaktadır. Toprak yemeye bu tür bir fizyolojik açıklama getirmek etkileyici bir varsayımdır ve kesinlikle toprak yiyiciye mineral desteklerini sağlama potansiyeline sahiptir. Hidroklorik asit midede tutulmakta olup, kuvvetli asitli olan mide suyunun önemli bir bileşenidir (1-2 arası değişen pH, beslenirken 2-5’e çıkmakta ve fizyolojik parametrelere bağlı olarak değişmektedir11. Midedeki asitleri nötr hale getiren bikarbonat iyonlarının tutulduğu pankreas, daha yüksek pH’ın var olduğu (daha az asitli) ince bağırsaktaki koşulları değiştirmektedir (ince bağırsak üç bölümden oluşur: onikiparmak bağırsağı, pH 4-5.5; jejunum, pH 5-5.7 ve ileum, pH 7-7.5). Bu yüzden insanın sindirim sistemi mide ve bağırsak yolundan geçen herhangi bir toprak bileşenine etkiyen iki kısımlı bir asit ve baz çıkarım sistemi olarak ele alınabilir5. Örnek olarak, mide asidiyle karşılaşan killer katyon alışverişi tepkimeleriyle elementleri bırakırken, demir oksit ve diğer minerallerin kısmen çözülebilmesi beklenebilir. Midede serbest kalan mineral besleyiciler ince bağırsağa girdiğinde toprak bileşenlerince tutulmaktadır. Çünkü besleyicilerin soğurulması pH ile artma eğilimi gösterirler5.

 

Kil ve toprak yemenin yaratabileceği sorunlar

Ortaya çıkabilecek sorunların başında kurşun zehirlenmesi gelmektedir. Özellikle yenen boyalardan vücutta biriken kurşun öğrenme güçlüklerine, beyin hasarına ve ileri evrelerde ölüme bile yol açabilmektedir. Besin değeri olmayan gıdaların yenilmesi gerçek besinlerin yerini alıp beslenme eksikliğine sebep olabilmektedir. Taş, cam gibi sindirilemeyen sert maddelerin yutulması kabızlığa, sindirim sisteminde darlığa, hatta tıkanıklığa ve yırtılmalara neden olabilmektedir. Toprak ve yenen kirli nesnelerden bulaşan bakteri ve parazitler karaciğer ve böbreğe hasar verebilecek, tüm sistemi tehlikeye atabilecek ciddi enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Kil ve toprak tüketilmesinin sakıncaları, kirletilmiş/kirlenmiş topraklardan belirli oranda bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmaların toprakla birlikte alınmasıdır. Toprakla birlikte alınan parazitler  insanlarda anemi gibi değişik hastalıkların nedeni olabilmektedir. Yararlı olan demir ve çinko elementin eksikliği ise organizmada çesitli organların fonksiyonunu hatta anatomik yapısını değişebilmektedir12.

Çocuklarda kil ve toprak yemeye (jeofajia)’ya bağlı boy kısalığı, karın şişliği, dalak ve karaciğerde büyüme tesbit edilmiştiir. Türkiye’deki kil ve toprak yiyen çocuk ve gençlerde de belirgin fiziksel gelişme geriliği, anemi hepatosplenomegali ve ergenlik çağında olanlarda “hipogonadizm” var olduğunu belirtmişlerdir13. Demir ve çinko eksikliğinin nedenleri arasında hastaların alt sosyo ekonomik gruptan gelmesi dolayısıyla beslenme yetersizliği de söz konusu olmaktadır. Buna ek olarak Türkiye’den derlenen 5 gram kilin, test dozunda demir ve çinkoya eklenerek yapılan, “oral absorbsiyon” çalışmalarında, gerek normal bireylerde ve gerekse kil ve toprak yiyenlerde demir ve çinkonun ince bağırsaktan emilimini belirgin derecede azalttığı görülmüştür13.

Sonuç olarak Türkiye’de bazı insanlar tarafından değişik amaçlar için kil ve toprak doğal olarak tüketilmekte ve bu durum alışkanlık halini almaktadır. Doğal olarak kil ve toprak yemenin ana nedeninin beslenme yetersizliği, demir ve çinko eksikliğine bağlı olduğu yönündedir.  Yenen kil ve toprak yeme alışkanlığı, çinko emilimini engellemekte ve sonucunda da özellikle hamile bayanlar ve genç kızlar daha fazla kil ve toprak yeme ihtiyacını hissetmektedirler.

Kil ve toprak yeme sonucunda ise bünyeye binlerce ve milyonlarca toprak organizmalarından bakteri, mantar ve virüsler alınmakta, vücuda alınan organizmalar özellikle kancalı kurtlar bağırsak sistemindeki var olan besinleri de tüketmekte ve kişinin beslenme yetersizliği olmakta sonuçta anemi hastalığına yakalanması söz konusu olabilmektedir.

Sağlık Bakanlığınca insanlar, kil ve toprak yeme alışkanlığının sakıncaları hakkında, bilgilendirilmelidir. Toprak ve kil yeme alışkanlığı olan insanlar tesbit edilerek tedavileri yaptırılmalıdır. Çinko ve demir mineralleri eksikliğine karşı, özellikle hamile bayanlar ve kızların yeterli beslenmeleri ve mineral eksikliğini giderici önlemler alınmalıdır.

Kil ve toprak yeme alışkanlığı sonucunda vücuda alınabilecek toprak organizmalarının zararlı etkilerini önlemek için hekime başvurulmalı ve gerekli tedaviler yaptırılmalıdır. Bu durum gözetilerek toprak ve kil yememeli, insanlar bu yönde bilgilendirilmelidir.

 

DEĞİNİLEN BELGELER

1Atabey, E. 2010. Türkiye’de kil ve toprak yeme alışkanlığı (jeofajia)-Topraktaki organizmalar (patojenler)-Pekmez

         toprağı ve Sağlık. Yerbilimleri ve Kültür serisi-8. ISBN: 978-605-4075-81-2. Ankara.

2Lacey, E. P. 1990. Broadening the perspective of pica: Literature review. Public Health Rep. 105, 1, 29-35.

3Smith, B. 2001. Geophagia. Earthwise, 17, 24-25. BGS.

4Arcasoy A. 1994. Türkiye'de geophagia (toprak yeme alışkanlığı). Ankara Üniversitesi Basımevi,1-50.

5Abrahams, P. W. 2004. Geophagy and the involuntary ingestion of soil. In: Essential

of Medical Geology (Eds. O. Selinus, B. Alloway, J. A. Centone, R. B. Finkelman, R. Fuge, U. Lindh ve P. Smedley), Chapter, 17, 435-458.

6Atabey, E. 2005. Tıbbi Jeoloji. TMMOB Jeoloji Müh. Odası Yayınları: 88, 194s. ISBN: 975-395-844-7.

7Danford, D. E., Smith, J. C. ve Huber, A. M. 1982. Pica and mineral status in the mentally retarded, Am. J. Clin.

         Nutr., 35, 958-967.

8Hunter, J. M., Horst, O. H. and Thomas, R. N. 1989.  Religious geophagy as a cottage industry: The Holy ctablet

         of Esquipulas, Guatemala, Natl. Geogr. Res., 5,281-295.

9Root-Bernstein, R. S. ve Root-Bernstein, M. R. 2000. Honey, mud, maggots and other medical marvels, Pan,

         London.

10Geissler, P. W. 2000. The significance of earth eating: Social and cultural aspects of geophagy among Luo

         Children, Africa, 70, 653-682.

11Oomen, A. G., Hack, A., Minekus, M., Zeijdner, E., Cornelis, C., Verstraete, W., van de Wiele, T., Wragg, J.,

Rompelberg, C. J. M., Sips, A. J. A. ve  van Wijnen, J. H. 2002. Comparison of five in vitro digestion models to study the bioaccessibility of soil contaminants, Environ. Sci. Technol., 36, 3326-3334.

12Çavdar, A.,O. Arcasoy, A., Cin, Ş., Babacan, E. ve Gözdaşoğlu, S. 1983. Geophagia in Turkey: Iron and zinc

definiency, iron and zinc absorption studies and response to treatment with zinc in geophagia cases. Zinc Deficiency in Human Subjects, 71-97.

13Çavdar, A. O., Ünal, E., Babacan, E. ve diğerleri. 2002. Trace elements analyses (zinc and selenium) in

         pediatric malignant lynuphornos Turk. J. Hematology, 19, 244-247.

 

                   

Copyright © 2012.
Sitenin içeriğinde yer alan yazı ve resimlerin bütün hakları saklıdır. Yazı ve resimler izinsiz olarak kullanılamaz..
Siteyi en iyi İnternet Explorer 8.0 dışındaki tüm browserlarda düzgün görebilirsiniz.